Köprüler İnşa Et, Duvarlar Değil

Bana bir sergi yapabilir misin hiçbir şey anlatmayan. Muhakkak yani, bir tek çizgi bile koysan, bölücülük demektir. Bir tek duvar örmek demek, insanları ikiye bölmektir.

-Ara Güler
Marc Chagall, Bridges Over The Seine, 1954

Etrafına dön bir bak. En çok ne görüyorsun? Sağımız, solumuz, her yanımız duvarlarla çevrili durumda. İşin asıl sorun olan kısmı ise, duvarların mimariyle sınırlı kalmaması. Hayatın her alanında, insanları ikiye, üçe, beşe, onbeşe hatta milyonlara bölen duvarlarla karşılaşıyoruz. Ve bunlara inat, insanlara bir köprü görevi sunan her şeye inanıyoruz. Duvarlar değil, köprüler inşa edeceğiz. Ayırmak değil birleştirmek için.

Vincent van Gogh, The Langlois Bridge at Arles with Women Washing, 1888

Çocukken elele tutuşup en yüksek tondan söylediğimiz o şarkı da böyleydi:

Bütün dünya buna inansa, bir inansa, hayat bayram olsa. İnsanlar elele tutuşsa, birlik olsa, uzansak sonsuza.

Frederic Edwin Church, Pichincha, 1867

Sanatın bizleri etkileyeceği, bizim de dünyayı değiştirebileceğimiz gibi bir inanış var. Bir de uyanış var, sanatın dolaylı yoldan dünyayı değiştirebileceğine. O halde resmettiğin, fotoğrafını çektiğin, bestelediğin, dizelere döktüğün her şeyin bir anlamı ve bir gücü var. Buna inanan o insanlar, duvarlar değil köprüler çizmiş. Resimleri süsleyen o köprüler, aslında birer köprüden daha fazlası. Ve bu resimlerle bu yazıyı süslerken, köprülerin gücüne sığınıyorum.

Salvador Dalí, The Broken Bridge and The Dream, 1945

Birlik olmanın mesajı verilirdi, düşman olmanın değil.

Huzurlu tınıları ve her biri slogan niteliğinde sözleri olan parçaları ile yüzyılın en çarpıcı en akılda kalıcı gruplarından biri The Beatles’tı. Yılların eskitemediği, aksine efsaneleştirdiği, jenerasyonlar boyu aktarılan o şarkılar… Ve benim için en etkileyici olan John Lennon’ın Imagine parçası olmuştur. Eskiden şarkılar böyleydi. Birlik olmanın mesajı verilirdi, düşman olmanın değil. Duvarlar değil köprüler inşa etmenin mesajı. Belki “ben bir hayalperestim” diyebilirsin, “ama tek değilim”.

Thomas Girtin, Durham Cathedral and Castle, 1800

Bölücü değil birleştirici olan unsurlara sıkı sıkıya sarılmak gerekiyor. Birlikten hep, kuvvet doğuyor. Ve umudu kaybetmemek gerekiyor. “Umudu dürt, umutsuzluğu yatıştır” diyor Edip Cansever. Çünkü onca olumsuzluğa, onca kötülüğe, onca zulüme rağmen, birileri hep iyi olan güzel olan için adım atmaya devam ediyor.

Paul Cézanne, Le pont de Maincy, 1879-80

güzel günler göreceğiz çocuklar

güneşli günler

göre-

-ceğiz.

Motorları maviliklere süreceğiz çocuklar,

ışıklı maviliklere

süre-

-ceğiz…

Nâzım Hikmet
Alfred Sisley, Moret Bridge in the Sunlight, 1892

İnsan ırkı olarak dünyanın başına sardığımız dertlerin haddi hesabı yok. İnsan ırkı olarak dünyaya kattığımız güzelliklerin de haddi hesabı yok. Güçlü olduğumuz için, akıl sahibi olduğumuz için, irade sahibi olduğumuz için, yüklü bir potansiyele sahibiz. Bu potansiyeli iyiye ya da kötüye yöneltmek de bizim elimizde. Güçlüsün ve yıkıcı olabilirsin. Güçlüsün ve yapıcı olabilirsin. Seçimini yap, kendin ve yaşadığın evren için.

Pierre-Auguste Renoir, The Bridge at Argenteuil in Autumn, 1882

Bilinç ve farkındalık çok önemli. Görmezden gelmemek ve yadsımamak. Ben ne yapabilirim ki? Sen her şeyi yapabilirsin. Şimdiye dek yapanlar gibi.

Claude Monet, The Railway Bridge at Argenteuil, 1873

Duvarlar değil, köprüler inşa edelim. Bir tuğla da sen koy. Şimdi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.