Bazı Günler Dünyaya Yıldız Düşer

Küçük Jimmy 8 Şubat 1931’de Indiana’da dünyaya geldiğinde, henüz kimse bir ‘yıldız’ın dünyaya indiğinin farkında değildi. Yıldız tam adıyla, James Byron Dean. Byron ismini romantik şair Lord Byron’dan almıştı. 5 yaşındayken babası diş teknisyeni olmak için yanlarından ayrıldı. 9 yaşına geldiğinde ise, annesini hastalık sebebiyle toprağa vermişti. Bundan sonra babası onu, amcası ve teyzesinin Indiana’daki çiftliğine gönderdi. Böylece hem anne hem baba eksikliği ile yaşamaya başladı, ama derslerine ve sosyal hayatına bu mahrum kalmışlığı hiç yansıtmadı.

image

Lisede basketbol takımında yer almasının yanı sıra, drama ve münazara dersleri aldı. Hayatının her döneminde meşgul olduğu birden fazla uğraş vardı. Sanat hayatında hep yer ediyordu. Dansla, müzikle küçük yaşlarında da içli dışlı olmuştu. Pes etmeyişi ve hedefleri için sürekli azimle çalışması sayesinde küçük bir kasabadan dünya çapında tanınıp kitlelerin yüreğinde yer eden bir deve dönüşecekti.

image

Bir Yol: ‘Yıldız’lara Doğru

49 yılında liseden mezun olduğunda Kaliforniya’ya giderek babası ve üvey annesi ile yaşamaya başladı. Santa Monica College’a kabul edildi, Kaliforniya Üniversitesi’ne geçiş yaparak burada drama okudu. James Whitmore’un drama atölyelerine katıldı ve bu sayede dizilerde ve tiyatrolarda rol aldı. Ama daha fazlasını yapabileceğini biliyordu ve istiyordu. 51 yılına gelinliğinde, Whitmore’un da tavsiyesi üzerine, daha ciddi roller alabileceği New York’a gitti. 1952 yılında dahil olduğu Actors Studio ona bu büyük hedeflerinin kapısını aralamış oldu. Burada Marlon Brando, Julie Harris gibi büyük oyuncularla tanışma fırsatı yakaladı.

İlk ödül

1954 yılında rol aldığı Broadway oyunu “the Immoralist” sayesinde “En İyi Yeni Oyuncu” Bloom Ödülü aldı. Warner Bros tarafından yeteneği keşfedildi ve böylece yer aldığı ilk film olan East of Eden’da rol almış oldu. Filmin çekimleri sırasında tanıştığı Pier Angeli’ye âşık oldu. Pier de bu aşka karşılık verdi. Çift evlilik hayalleri kurarken, bu mutlu aşkı baltalayan Pier’in annesi oldu. James’in Katolik olmamasını neden olarak göstererek bu evliliğe karşı çıktı. Pier’i başka biriyle evlendirmek için yaptığı planlar vardı. Ne yazık ki yaptığı planlar Pier’e sevmediği bir adamla mutsuz bir evlilik yaşatacaktı. Yıllar sonra Pier Angeli, kimi zaman uyuyan kocasına bakıp, onun yerinde Jimmy olduğunu hayal ettiğini anlatmıştı.

“İlk Başrol”de Oscar mı?

İlk rol aldığı film East of Eden, John Steinbeck’in romanından uyarlanmıştı. Elia Kazan’ın yönettiği filmde, Cal ve Aron isimli iki kardeş, babaları ile yaşıyordu. Aron başarılı ve sevimli olan kardeşti, Cal ise daha az sevildiğini düşünen ayrık kardeş. Hikâye Cal’in ölü bildikleri annesinin aslında ölmüş olmadığını öğrenmesini konu alıyor. Dean’in canlandırdığı karakter olan Cal, öyle başarılı bir şekilde sahneye taşınmış ki, hislerini karşımızdaymış gibi hissedebiliyor, böylece yeteneğini görmüş oluyoruz Dean’in. Bu film sayesinde Jimmy, ilk başrolü ile Oscar’a aday gösterilen az sayıda oyuncudan biri oldu.

Kariyerinin bir diğer önemli filmi, Rebel Without A Cause, Jimmy’yi kırmızı ceketi ve asi genç imajı ile bir ikon haline getirdi. Filmi izlemeyenlerin bile Jimmy’yi tanıdığı hâli, Jim Stark karakteridir ve bu karakter o yıllarda birçok gencin idolü oldu. James Dean, yine çok başarılı şekilde duyguları seyirciye yansıtmayı başardı, gönüllerde taht kurdu. Natalie Wood ve Sal Mineo ile birlikte rol aldığı film, zamanla eskimemiş bir film olmayı başardı.

‘Devlerin Aşkı’

Bana kalırsa en iyi filmi, rollerinin ve yeteneğinin zirvesi olan film ise Giant, bizce bilinen adıyla “Devlerin Aşkı” filmiydi. Rock Hudson ve Elizabeth Taylor ile başrolü paylaştığı filmde, Jett Rink karakterini canlandırdı. Film 1956 yılında gösterime girecekti.

Ne yazık ki daha filmin çekimleri tamamlanamadan yıldı, 30 Eylül 1955’te çok sevdiği “Little Bastard” ismini verdiği arabası Porsche 550 Spyder ile bir kaza geçirdi ve hayatını yitirdi. Giant filminin galası tartışmasız en hüzünlü film galasıdır, bu film Dean’i ölümünden sonra Oscar’a aday gösterilen ilk oyuncu yaptı.

image

Kayan Bir Yıldız

Bu koskoca yıldız söndüğünde henüz 24 yaşındaydı. 24 yıllık bir ömre sığdırdığı koskoca bir hayatla, onlarca başarıyla, on binlerce insana ilham kaynağı oldu. Genç ölmenin beraberinde getirdiği bir devleşme ve efsaneleşme olduğu doğru. Ama Jimmy’yi efsanevi yapan ölümü değil, yaşamı olmuştur.

Rol aldığı tüm filmlerde müthiş oyunculuklar sergileyerek, kendini tek bir alanda değil, onlarca alanda geliştirerek, ardında yalnızca onu iyi hatırlatacak anılar ve sözler bırakarak, efsane olmayı zaten hakketmiştir yıldız. Onu fotoğraflarda kimi zaman kilden heykel yaparken görürüz, kimi zaman flüt çalarken, kimi zaman Eartha Kitt’le bir dans dersindeyken. Bazen ufaklıklarla oyun oynarken görüntülenmiştir, bazen köpeklerle, ineklerle, domuzlarla, çiftlikte, öyle doğal. Bazen devasa bir şiir kitabı vardır elinde, bazen bir fotoğraf makinesi.

Bomboş geçen ömürlere kıyasla, onun 24 yılı insanlık dersi gibidir. Onun 24 yılı birçok ömre bedel gibi geliyor bana. Şöyle dönüp kendi ömürlerimize baktığımız zaman, bakalım 24 yıla biz ne sığdıracağız. Böyle dopdolu ve okunaklı bir ömür yaşamamız dileğiyle. Jimmy’ye yüzyıllık hasret, çokça sevgimle..

image

Düşüncelerinizi bizimle paylaşın : )

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.