Bir İhtimal Daha Var

Bir markettesin ve rutin alışverişini yaparken elin her zaman kullandığın şampuana gidiyor. Sepete attın bile. Diş macununu da seçtin, extra beyazlık, mentollü ferahlık, oh harika. Ankara havası da elleri nasıl kurutuyor böyle, bir de krem al, aman aman zeytinyağı özlü, ah kakao yağlı, aman şöyle nemlendiriyor böyle besliyor, şahane.

Peki bunları alırken kriterlerin neydi? Hesaplı olması mı, kaliteli olması mı, reklamının iyi yapılmış olması mı yoksa? Ama bir saniye, gözden kaçırdığımız bir nokta var. Kullandığımız ürünlerin, market rafına varana kadarki süreci ile ilgili ne kadar şey biliyoruz? Yani gerçekten, hayır hayır fabrika süreci de değil, demek istediğim tüm süreç. Hani zararlı mı değil mi diye test edilmesi gereken süreç. Elbette test edilmemiş bir ürünü alıp kendini tehlikeye atamazsın. Öte yandan, yapılan testlerin başka canların hayatını tehlikeye atmasına göz yumabilir misin? Bir bakalım.

Kozmetikte Hayvan Deneyleri

Kozmetik denildiği zaman hedef kitle kadınlarmış gibi bir yanılgıya düşülüyor. Oysa kozmetik çok geniş bir alan, başta saydığım şampuan, diş macunu, krem bunlardan yalnızca birkaçı. Hatta deterjan, oda spreyi gibi ürünler de bu kategori içinde yer alıyor. Ve çoğu firma tarafından, bu ürünlerin insan sağlığına uygunluğu hayvanlar üzerinde deney yapılarak test ediliyor. Bu deneyler sonucunda binlerce yüzbinlerce hatta milyonlarca tavşan, fare, kedi, köpek, maymun zulüm görüyor, kör oluyor, derileri yanıyor, felç kalıyor, türlü işkencelere maruz kalıyor ve son derece acılı bir ölümle can veriyor.

image
image
image

Peki Hayvan Deneyleri Olmadan Bu Ürünler Nasıl Test Edilecek?

Bazıları şöyle diyor: “Tabii ki hayvanlar da önemli ama bizim sağlığımız daha önemli”. Bazıları şöyle diyor: “Hayvanlar bize hizmet etmek için varlar”. Ben de şuna dikkat çekmek istiyorum, alternatif birçok yöntem varken, canlara zarar vermek bize o “üstün” insan sıfatını kazandırmaz, aksine bizi o sıfattan uzaklaştırır. Güçlü olanın zayıf olan üzerinde tahakküm kurması üstünlük değil, düpedüz zulüm ve sömürü demek. Öte yandan, hayvanlar da acıyı hissedebilen canlılar. Sevgiyi, mutluluğu, korkuyu, acıyı hissedebiliyorlar. Biraz hassasiyetle, biraz düşünceyle, güzel bir çıkış noktası olan cruelty free ürünlere ulaşacağız.

Cruelty Free Nedir?

Hayvanlar üzerinde deney yapmadan üretilen ürünlere cruelty free (zulümsüz) ürünler deniliyor. Bazı firmalar ürünlerinin insan sağlığına uygunluğunu alternatif yollarla test ediyor. Bu da bizde, bir ihtimalin daha olduğu, sömürü ve zulüm olmadan da varlık gösterebileceğimiz umudunu tekrar yeşertiyor. Peki nedir bu alternatif yöntemler diye soracak olursan, seni Aslı Alpar’ın çizimleri ile başbaşa bırakıyorum:

image
image
image
image
image
image

Cruelty Free Ürünleri Ben Nasıl Bulacağım?

Bütün bu iç muhasebe sonucunda güzel vicdanın zulümsüz yolu tercih ettiğinde mesele hayvan deneyi yapmayan markaları tercih etmek. Bu iş aslında çok kolay, çünkü bir ürünün hayvanlar üzerinde deney yapmadan üretildiğini gösteren birkaç logomuz var:

image

Ayrıca PETA ve Leaping Bunny gibi kuruluşların internet sitelerinde de arama yaparak bir markanın deney yapıp yapmadığını öğrenmemiz mümkün.

Bir diğer nokta da, bir markanın Çin’de satışı olup olmaması. Çin hükümeti, bir kozmetik ürünün ülkelerinde satılabilmesi için hayvanlar üzerinde deney yapmayı zorunlu tutuyor. Bu da Çin pazarına giren bir ürünün hayvanlar üzerinde deney yapmamış olma olasılığı yok demek oluyor.

Tüm bunlardan sonra, işin gerisini sana ve vicdanına bırakıyorum. Umuyorum ki bu güzelliğe ortak olursun.

Çizimlerini kullanmama izin veren Aslı Alpar’a ve sömürü karşısında dimdik durup o az yürünmüş ama doğru olan yolda yürüyen bütün güzel kalplere sevgimle, zulümsüz yarınlarda görüşmek üzere!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.