SREBRENİTSA KATLİAMI: “SIRF MÜSLÜMANSINIZ DİYE!”

Srebrenitsa, duyduğumuz an yüreğimizi dağlayıp geçen bir kelime oldu 24 yıldır. 11 Temmuz 1995. Sırf Müslüman oldukları için dışlanıp, yaşamaya değer bulunmamış binlerce can, dünyanın egemenlik rüyasına kapılmış, vicdanın sesine kulak kapatmış kişiler tarafından zalimce katledildi. Tüm dünyanın gözünü ve kulaklarını kapatarak izlediği bu katliam, geçen yıllara rağmen hafızalardan hatırası silinmemiş, yüreklerden acısı dinmemiş birçok Boşnakla birlikte izlerini taşımaya devam ediyor.

Soy ve inanç karşıtı, etnik temizlik olarak nitelendirdikleri zalim düşünceyle hareket eden Sırplar, dönemin Sırp lideri namıdiğer “Bosna Kasabı” RadovanKradzic’in desteği ve  RadkoMladiç komutanlığındaki orduyla Srebrenitsa’yı işgal edip, özellikle Müslümanların yaşadığı yerleri hedef alarak, şehri yakıp, yıkıp geçmişlerdir. Bugün hala yeni toplu mezarların bulunduğu şehir, sadece Sırpların canilikleriyle değil, BM’nin görevlendirdiği Hollandalı askeri grubun da buna göz yumması ile katledilmiştir.

BM Kararı

   BM Sözleşmesi, Uluslararası barışı ve güvenliği sağlamak amacıyla 26 Haziran 1945 yılında San Francisco’da imzalanmıştır. Bu sözleşmede, özellikle savaştan kaçınmak, milletlerin barış içerisinde bir arada yaşayabilmesi için gerekli ortamın sağlanması hedeflenmiştir. Her ne kadar güzel amaç ve hedeflerle yola çıkılmış olsa da,11 Temmuz 1995 yılındaki elim olayın önlenmesinde başarısız olmuş, insanların ona olan güvenini sarsmıştır. Ne acıdır ki olayın ardından geçen bazı konuşmalardan[1] gördüğümüz üzere her zaman olduğu gibi büyük devletler olayları kendilerine göre yönlendirmiş, kendi çıkarlarını ilk sıralara almaya devam etmiştir. BM sözleşmesinin özellikle 41 ve 42.maddelerinde gördüğümüz üzere; öncelikle barışın tehdit edildiğinin anlaşıldığı durumlarda silahlı kuvvet gerektirmeyen önlemlerin alınması gerektiği ancak bunların yetersiz kalması üzerine de radyo, posta, deniz, hava veya demiryolu gibi bazı iletişim ve ulaşım araçlarının kesintiye uğratılması, diplomatik ilişkilerin kesilmesi gibi önlemlere de başvurulabileceği öngörülmüştür. Bunların haricinde ise ülkeler Güvenlik Konsey’inin çağrısı üzerine özel anlaşma ya da anlaşmalar uyarınca her türlü yardımı yapmayı üstlenirler.[2] Ancak Srebrenitsa olayında gördüğümüz üzere; Boşnaklara yardım için görevlendirilen Hollandalı askerler, Boşnakları tarafsız bölge ilan edilen ve silahsızlandırılmış olan Srebrenitsa’da toplamış ancak daha sonra birçok Boşnak’ı Sırplara teslim etmişlerdir. Kendilerini güvenli yere götürdükleri umuduyla yola çıkan birçok Boşnak’ın vardığı yer maalesef ki toplu mezarlar olmuştur. Buradan hareketle vardığımız nokta; BM’nin ilke ve değerlerine aykırı olarak, yardıma ihtiyacı olan bir millete yardım eli uzatmadığı ve birçok uygunsuzluğa göz yumduğudur.

Mahkeme Kararı

   Yaşanan bu vahşette insanlar öldürülmüş, işkence edilmiş ve tecavüze uğramıştır. Tüm insanlığın yüzünü kızartan bu olaylar insan onuruna ve varlığına yapılmış büyük bir saldırıdır. Boşnaklar katliamdan önce 1993 yılında LaHey Adalet Divanı’na önlem için başvurmuş ancak mahkeme buna karşılık sadece taraflara soykırımın önlenmesi için çağrı yapmıştır. Bundan sonraki başvuru ise 2003 yılında yapılmıştır. Mahkemenin başvuru üzerine vermiş olduğu karar ise soykırımın yapıldığı ancak bunun Sırplar tarafından yapılmadığına ilişkin olmuştur.[3] Katliamın birçok sorumlusu çeşitli mahkemelerde yargılanmıştır.[4]RadkoMladiç ve dönemin Sırp Cumhurbaşkanı RadovanKaradzic uzun bir süre yakalanıp, yargılanamamış ancak 2018 Kasımında Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi’nde yargılanıp, cezalandırılmışlardır. Yaşanan olaydan sonra birçok Hollandalı asker pişmanlık yaşamış ve bu travmatik olayı kolayca atlatamamıştır. Hollanda Yüksek Mahkemesi tarafından 350 Bosnalı Müslümanın ölümünden kısmen sorumlu tutulan Hollandalı askerler, LaHey Temyiz Mahkemesi tarafından kurbanların hayatta kalan akrabalarının kayıplarının yüzde 30’undan sorumlu tutulmuş ancak bu oran Yüksek Mahkeme tarafından yüzde 10’a indirilmiştir.[5]

   Her ne kadar katliamın sorumluları bulunup, cezalandırılmış olsa da çekilen acının, verilen kayıpların karşılığını oluşturmasına imkan yoktur. Bahsi geçen husus insan yaşamına ve onuruna ilişkindir ve herkes tarafından korunmayı ve saygı duyulmayı gerektirir. BM Sözleşmesinde imzası bulunan onlarca devletin kabul ettikleri şartları ve ilkeleri öncelikle özümsemeleri ve bütün farklı toplum, din ve inanışa saygı duymaları gerekir.


[1]“…Amerikan Başkanı George Bush’a toplama kamplarını, tecavüzleri, ambargoyu delilleriyle gösterdiğimde verdiği tepki dünyanın nasıl yönetildiğini öğretti bana. Petrol için Irak’a bir gecede savaş açan ama buna demokrasi kılıfı uyduran, yıllarca Afganistan’da, Pakistan’da, Afrika’da, Filistin’de, Hindistan’da askeri operasyon yapan Amerikan Başkanı, anlattıklarımı dinledikten sonra tek bir cümle söyledi bana:’Bosna bizim meselemiz olamaz, o, Avrupa’nın bir iç meselesi.’ “(Aliyaİzzetbegoviç’in Türklere yazdığı mektuptan)

[2] BM Sözleşmesi, madde 43.

[3] Çıtak, İsmail, Euronews, Srebrenitsa Soykırımı: Sürece nasıl gelindi, neler yaşandı?<https://tr.euronews.com/2019/07/11/srebrenitsa-soykirimi-surece-nasil-gelindi-neler-yasandi> , 11.07.2019.

[4] Çıtak, dn.3.

[5]Bag, Mustafa, Euronews, Hollanda’da Yüksek Mahkeme, ülkesini Srebrenitsa katliamında kısmen suçlu buldu. <https://tr.euronews.com/2019/07/19/hollandada-yuksek-mahkeme-ulkesini-srebrenitsa-katliaminda-suclu-buldu> 19.07.2019.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.