DÜNYAMIZIN SESSİZ VARLIKLARI

       

Dünyamızın masum, sevimli, sessiz varlıkları… Her daim yanımızda olup, sevgisini ve ilgisini bizden esirgemeyen güzel canlılar şu hayvanlar. Stresimizi alıp, yüreklerimizde sevgi tomurcukları açtıran muhteşem varlıklar… Yıllarca birçok Türk Devleti tarafından korunup, kollanmış, saygı ve sevgi gösterilmiş, çoğu kez de kutsal kabul edilmişler.

Taa o zamanlardan bu yana yazılı olmayan birçok hakka sahip olmuşlar, türlerinin devamı hususunda insanların korumasına ihtiyaç duymuşlar. Ancak ne yazık ki zaman geçtikçe, modern dünyanın iyi veya kötü anlamıyla insanı değiştirmesinin sonucu olarak hayvanlara gösterilen değer azalıyor. Şiddetin her türlüsü kötü iken böylesine sessiz ve bizlere muhtaç olan varlıklara yapılanları kabul etmek hayli zor.

Kanun Ne Diyor?

Ülkemizde hayvanların korunmasıyla ilgili ilk kanun çalışmaları 1980’li yıllardan sonra başlamış, 24 Haziran 2004’te de 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu çıkarılmış. Bu kanunda hayvanlara resmi olarak yaşama hakkı verilmiş, barınmalarına, beslenmelerine ilişkin şartlar düzenlenmiş, evcil ve sokak hayvanlarının eşitliği üzerinde durulmuş, insanların her iki kısma da benzer yükümlülüklere sahip olduğu beyan edilmiş.

Yapılacak olan müdahaleler belli şartlara bağlanmış, tıbbi ve bilimsel olmayan deneyler yasaklanmış, ticaret yapılırken dikkat edilmesi gereken hususlar da belirtilmiş. Kanun birçok yönden hayvanlara ilişkin konulara değinmiş, yasakları ve yükümlülükleri belirtmişken en büyük eksiklik cezalara ilişkin. Cezaların sadece para cezası ile sınırlı kalıyor olması, ne yazık ki şiddeti engelleme konusunda etkili olmamakta.

Geçtiğimiz günlerde ülke gündeminde birkaç kişinin canice bir grup hayvanı zehirleyip, katlettiğine şahit olduk. Herkes böyle zihniyetin nasıl var olabildiği konusunda tartışmaya başladı, herkes oldukça üzüldü. Gösterdiğimiz bunca tepkiye rağmen, cezaların sadece para cezasıyla sınırlı kalması diğer canlıların yaşama hakkını hala tehdit etmekte.

5199 sayılı kanunda hayvanların öldürülmesine ilişkin düzenlemeye göre öngörülen ceza, şartları saklı kalmak üzere öldürülen hayvan başına altı yüz Türk lirası olurken; bunun işletmelerce yapılması durumunda öngörülen ceza miktarı hayvan başına bin beş yüz Türk lirası olmakta. Bu miktarların benzer diğer ölümlerin önüne geçmediği açıkça görülmekte. Yaşam hakkı olan bir canlının daha büyük etkiye sahip cezalarla korunma altına alınması gerekmekte.

Yeni bir kanun tasarısının varlığı konusunda geçen birtakım konuşmalar ve haberler var. İçeriği hakkında sahip olduğumuz bilgiler ışığında, bazı tartışmalara ve akılda soru işaretlerine sebep olduğu görülmekte.

Ancak tüm bunlara rağmen hayvanların da bir canlı olduğu, yaşam haklarının bulunduğu ve bu hak kullanılırken tüm insanlığın da gereken saygıyı göstermesi gerektiği unutulmamalıdır. Tüm canlılar için güvenli bir yaşam ve onları koruyan daha güçlü kuralların var olması dileğiyle…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.