BİLGİ EDİNME HAKKIMIZ

Demokratik toplumlarda halkın idare ile olan işlemlerinde açıklık, şeffaflık söz konusudur. Peki nedir bu şeffaflık? Şeffaflık, idarenin yaptığı eylem ve işlemlerinde yönetilenlere karşı açık olması, elindeki bilgi , belge ve verileri istisnalar[1] haricinde açık olarak sunabilmesidir.

   Şeffaflık, yöneten ve yönetilenler arasında engellerin bulunmamasını, idarenin tek taraflı olarak işlem yapabilme özelliğinden kaynaklı olarak üstün konumda olması halini belli bir düzeye indirmeye çalışmaktadır. Halkın dilediği zaman idare ile iletişime geçebilmesi, onun yaptığı işlemler hakkında bilgi edinebilmesi, çoğu zaman da gerekçesini öğrenebilmesi halkın devlete duyduğu güveni arttırmaktadır.

   Yönetimdeki bu şeffaflık anlayışı sonucu idarenin tek taraflı olarak bilgi vermesi dışında da yönetilenlerin talep hakkının bulunması istemiyle 9 Ekim 2003 tarihinde 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu çıkarılmıştır. Bu kanun hakkın kapsam ve sınırlarını, bu haktan yararlanacak kişileri, başvuru yollarını, idarenin bilgi verme yükümlülüğünü ve bu kanun kapsamı dışında kalan halleri içermektedir. Bu kanun eşitlik, tarafsızlık ve açıklık ilkelerine uygun olarak kişilerin içerikten haberdar olmalarını edisağlamaktadır. Dolayısıyla idare, tarafınca tutulan dosyaları talep üzerine ilgililere açmak durumundadır.

Bilgi edinme hakkının en önemli özelliklerinden biri ise kişilere idareye karşı hesap sorabilme hakkı tanımasıdır. Bu sayede idare keyfilikten kaçınacak, eylem ve işlemlerini yaparken yolsuzluk, usulsüzlük, yozlaşma gibi uygulamalardan uzak durmaya çalışacaktır. Böylece vatandaşlar idare üzerinde denetleme yetkisine sahip olmuş olacaklardır. [2]

Anayasa Güvencesi

   2003 yılında çıkarılan bu kanun 2010 yılında Anayasa ile güvence altına alınmıştır. Anayasa’nın 74. maddesi bu hakkın idareye yapılmış olan yazılı dilekçe başvurusu ile vatandaşların ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye’de ikamet eden yabancıların kullanabileceğini belirtmiştir. Bu hükümden de anlaşılacağı üzere başvuru yazılı şekilde yapılmalıdır. Ayrıca bilgi ve belgelere erişim karşılığında başvuru ücreti tahsil edilebileceği 4982 sayılı kanunda belirtilmiştir.[3]

   Demokratik toplumların en önemli özelliklerinden biri halkına karşı şeffaf konumda olmalarıdır. Bu sayede vatandaşlar idarenin yapmış olduğu işlemler hakkında ve kendileri ya da faaliyet alanları ile ilgili konularda bilgi edinebilme hakkına sahip olacaktır. Böylelikle devletin varlık nedenlerinden biri olan halka hizmet de gerçekleşmiş olacaktır.


[1] BEHK m.15-28.

[2] POLATER Yusuf Ziya, “Bilgi Edinme Hakkının Sınırları ve Devlet Sırrı”, TBB Dergisi ,2016, s.101-114.

[3] AKYILMAZ Bahtiyar, SEZGİNER Murat ve KAYA Cemil, Türk İdare Hukuku, Savaş Yayınevi, Ankara 2018.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.