SOİCHİORO HONDA'NIN BAŞARI ÖYKÜSÜ

Soichioro Honda’nın başarı öyküsü, oldukça ilginç ve girişimciler için örneklerle dolu bir yaşam hikayesi. Öncelikle bilmeyenler için Soichiro Honda kimdir kısaca bahsedelim. Soyadından da tahmin edebileceğiniz gibi Honda’nın kurucusu Soichiro Honda sıfırdan bir imparatorluk kurmuş başarılı bir iş adamı.

Bir insanın başına gelebilecek her türlü olumsuzluğa rağmen direnebilmesi, vazgeçmemesi ve inancını yitirmemesi sonucunda nelerin gerçekleşebileceğinin en büyük örneklerinden biri olan Soichiro Honda’nın başarısının ardında büyük bir öyküsü var.

Honda’nın Başarı Hikayesi Başlıyor

15 yaşına geldiğinde Soichiro Honda para kazanmak için evden ayrılmaya karar veriyor. Hiçbir resmi eğitimi olmamasına rağmen Tokyo’nun yolunu tutan Honda, babasının yanında edindiği mekanik bilgisine güvenerek bir araba tamirhanesinde çırak olarak iş buluyor. Bu dönemde yarış otomobillerine de merak salan Honda kendisi de yarışlara katılıyor. Ama bir kazada bir gözü ciddi oranda hasar görüyor. 22 yaşına kadar bu atölyede çalışan Honda, bu süreçte de “diploma sahibi olma” maksadıyla motor eğitimi veren bir teknik liseye kayıt oluyor, ama bitiremiyor.”

Soichiro Honda’nın İlk Denemeleri

Büyük bir heyecanla kendi atölyesini açan Honda, bu dönemde ilham aldığı Toyota için de parça üretmek istiyor. Honda, çok inandığı ve güvendiği projesi için ilk adımı attığında yıl 1938’di. Karısının mücevherlerini rehin bırakarak başladığı çalışmalar piston ringleri üzerineydi. Honda, bu çalışmalarını tamamlayıp ilk olarak Toyota’ya sunduğunda resmen aşağılandı ve reddedildi. Tek tek ülkedeki tüm Toyota tedarikçilerini gezip çıkarımlar yapan Honda, sonunda doğru standartlarla piston halkaları üretmeyi başarıyor. Hatta o kadar başarılı oluyor ki Toyota, atölyesinin %40’ını satın alıyor. İşte tam da işler yolunda giderken talihsizlikler peşkeşe gelmeye başlıyor.

Engeller Silsilesi

İnançları kolay sarsılmayan biri olan Soichiro Honda, çalışmalarına daha fazla ağırlık vermeye başladı. İlk teklifin ardından 2 yıl geçti ve Toyota’dan ihtiyacı olan teklifi almayı sonunda başardı. Ama bu kez de karşısına 2. Dünya Savaşı çıktı. Savaşa hazırlanan Japonya, fabrikasını kurmak için ihtiyacı olan betonu Honda’ya vermedi.

2. Dünya Savaşı engeline takılan Honda, hayallerini kurduğu fabrika için motor üretimine geçmeden önce beton üretmeye karar verdi. Arkadaşlarının da yardımlarıyla birlikte fabrikasını inşa etmek için ihtiyacı olan betonu üretmeye başladı. Ama talihsizlikler bitmedi!

Her türlü engele rağmen çalışmalarını sürdüren Honda, fabrikasını kurmayı başardı. Ancak 2. Dünya Savaşı bu sırada daha da şiddetlenmişti. Fabrika açıldıktan hemen sonra fabrikanın üzerine bomba düştü. Hem de tam iki kez! İmalat bölümünün tamamına yakını enkaza dönüştü. Ülke, Amerika tarafından işgale uğradı. Savaşın getirdiği kıtlık, fakirlik ve ham madde eksikliğine rağmen Soichiro Honda yılmadı. Savaş kalıntılarını ham madde olarak görüp, değerlendirmeye başladı.

Hammadde üretme konusunda başarılı olan Honda, bu kez de deprem engeline takıldı. Japonya’da meydana gelen büyük depremin ardından toparlamaya başladığı fabrikası yerle bir oldu.

Her şey yetmezmiş gibi Japonya’da benzin kıtlığı yaşandı. Honda, her yere bisikletle gidip gelmeye başladı. Zamandan kazanmak adına bisikleti için yaptığı küçük motor, Honda için yeni bir hayatın kapılarını aralayacaktı.

Honda’nın motor taktığı bisiklet çevresinde çok kısa sürede dikkat çekti ve komşuları birer birer aynı motordan kendi bisikletlerine taktırmak istediler. Honda, elindeki motorlarla bu durumu karşılasa da talep arttıkça elindeki motorlar yetersiz kaldı.

18.000 Mektup Yazdı

Hayalinden asla vazgeçmeyen Honda’nın fabrika kurma hayali yeniden canlandı. Japonya’daki 18.000 bisikletçi dükkânına mektup yazarak, icadının Japonya’ya yeniden hayat verebileceğini ifade etti. Bu bisikletçilerden tam 5.000 tanesi geri dönüş yaparak ihtiyacı olan sermayeyi vermeye hazır olduklarını söyleyince, Honda kollarını yeniden sıvadı. Ürettiği motorların ağır olduğunu düşünen Honda, motor üzerinde son bir değişiklik yaparak ağırlığını düşürmeyi başardı.

Honda Hayallerinden Vazgeçmiyor

Uzun ve yorucu bir sürecin sonunda başarıya ulaşan Honda’ya İmparatorluk Nişanı verildi. Daha sonra motorlu bisikletlerini Avrupa ve Amerika’ya ihraç etmeye başladı. Ardından 1970’lere gelindiğinde en az motorlu bisikletler kadar tutulan otomobilleri ile sektöre başka bir koldan daha girdi.

Honda şirketi, bugün yaklaşık 100.000’den fazla kişi çalıştırıyor. Bir zamanlar kendisi ile alay ederek aşağılayan Toyota, ihracat anlamında Honda’nın gerisinde.

Yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen başarıya ve hayallerine odaklanan bir adamın azmi ve gücü Honda’yı bugünkü konumuna taşıdı.

Bay Honda’dan Başarıya Giden Yolda Bazı Teknikler
3 Zevk Felsefesi

Şirket 1956 yılında 3 Zevk felsefesini benimseyerek kuruldu.

  1. Bu zevklerden birincisi mühendislere yönelik “üretim zevki”ydi.
  2. İkinci zevk, şirket çalışanlarına yönelik “satış zevki”ydi.
  3. Üçüncü zevk ise müşterilere yönelik “Honda kullanma zevki”ydi.

Yani şirket üreticiden tüketiciye kadar herkesi memnun etmek üzerine kuruluydu.

Honda 5 farklı kıtada faaliyet gösteren, pek çok spor etkinliğinde ya yarışçı ya da sponsor olan, yüksek teknolojiye büyük yatırımlar yapan, profesyonelliğe ve müşteri memnuniyetine büyük önem veren bir şirket.

4 Temel Prensip

Bu arada Soichiro şirketi hissedarlara açmadı. Yani şirketin yönetiminde yatırımcılar değil, başarılı mühendisler ve yöneticiler yer aldı. Bu da şirketin geleceğine dair olumlu sinyaller vermesi nedeniyle olumlu etki yaptı ve gereken banka kredileri kolayca alındı.

Şirketin yönetim alanındaki prensipleri 1956 yılında “Şirket Prensibi” adı altında şu şekilde belirtildi:

  • Yeni pazarların yaratılması
  • Tüm çalışanların yönetime katılması
  • Üretimin globalleşirilmesi
  • Tüm sorunların inovatif bir şekilde çözüme kavuşturulması

Nasıl Hissediyorsun?

Heyecanlı
6
Mutlu
4
Aşık Oldum
2
Emin Değilim
0
Alperen Baydemir
"Potansiyeli olan gençlerin önünü açacak ve onları geliştirecek vizyoner bir iş adamı olmak" hayaliyle hayatını şekillendirmeye çalışan, tutkulu ve meraklı biri.

You may also like

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir