atatürk

Atatürk tarihin gördüğü en büyük girişimcilerden biridir. Onu neden böyle nitelendirdiğimi anlatmadan önce insanın girişimci olması için bugün sık kullanılan kelimelerin dışına çıkıp büyük düşünmesi ve kelimelerin gerçek anlamlarını anlaması gerekir. Günümüzde insanlar pozitif bir yapının üstüne bile yeni bir şey koyamazken Atatürk, negatif bir yapının içinde umudun kalmadığı, yenilgiye ve esarete yüz tutmuş bir milleti çukurdan göklere, bağımsızlığa ulaştırmıştır. Böyle bir girişimin başarılı olmasının altında bazı nedenler yatmaktadır. Bunları inceleyecek olursak şu soruyla başlamak isabetli olacaktır:

Atatürk Neden Büyük Bir Girişimcidir?

  1. Farkındalık: Atatürk, ülkenin sıkıntılı olduğu dönemlerde doğmuş ve sorunlarla büyümüştür. Bu durumun farkında olarak kendini yetiştirmiş, bu bilinçle çalışmalarına yön vermiştir.
  2. Çözüm Bulma: Tespit etmiş olduğu problemleri nasıl çözebileceği konusunda adımlar atmış ve ona uygun olan bir geleceği planlamıştır.
  3.  Gerçekçi Olmak: Olaylara veya durumlara duygusal değil, objektif bir şekilde yaklaşmıştır.
  4.  İleri Görüşlülük: Gelişen olaylar karşısında alternatif planlar yaparak düşmanının/rakiplerinin nasıl hareket edeceğini iyi gözlemlemiştir.
  5.  Kişisel Gelişim: Kendini her konuda geliştirmeye çalışmıştır. Birden fazla dil bilmesi, gerek gördüğü konularda kitaplar yazması (matematik, siyaset, diplomasi, bilim, sanat…) gerçek bir aydın olmasını sağlamıştır.
  6. Azimli Olmak: Tüm imkânsızlıklara rağmen kurduğu hayalden, sahip olduğu vizyondan bir an olsun vazgeçmemiştir. Milletimizi her düşüşünde yeniden ve yeniden ayağa kaldırmış yolundan hiç vazgeçmemiştir.

İşte tüm bu özellikler Atatürk’ü gerçek bir girişimci yapmış ve girdiği bu zor yolda başarılı olmasını sağlamıştır.

Kısaca Girişimcilik Alanında Gelişmeler

Kurtuluş Savaşı sonrasında ülkemiz sosyal ve ekonomik açıdan diğer ülkelere oranla oldukça gerideydi ve almamız gereken çok yol vardı. Bu başlık altında mümkün olduğu kadar özetle neler yapıldığını yazacağım.

Mustafa Kemal Atatürk‘ün girişimciliğe dair düşünceleri ve yaptıkları, savaş sonrası dönemi en iyi şekilde atlatmamızı sağlamıştır.

  • Ülkemizdeki ekonomik faaliyetlerin gerçekleştirilebilmesi için finansal bir kuruluşun, bir bankanın kurulması gerekiyordu. Bu nedenden ötürü İş Bankası‘nın kurulması için harekete geçildi.
  • Atatürk’ün girişimleri neticesinde aşar vergisi kaldırılmıştır. Ve topraklarımızın halka ait olmasıyla birlikte kendi ürünlerimizi üretip onları tüketmemiz ülkenin kalkınmasına fayda sağlamıştır.
  • Finansal sektördeki ve teknolojideki gelişmeleri takip edip bunları uygulayabilecek kişiler ülkemizde yok denecek kadar azdı.
  • Burada da Atatürk’ün girişimciliği sayesinde yurt dışına görevliler gönderilmiştir ve görevliler ülkemize geldiklerinde bu gelişmeleri uygulama imkânı bulmuşlardır.

Girişimcilik Üzerine Atatürk’ün Devlet Politikaları ve Uygulamaları Konusunda Düşünceleri

Atatürk’ün yatırım politikasının temel amacı: Sağlam kaynaklarla finanse etmek şartıyla en kısa zamanda ülkenin bütün faaliyet alanlarının ve bütün bölgelerinin kalkındırılmasıdır. Atatürk’ün yatırım politikasının temelinde kendi deyimi ile “ılımlı devletçilik” ilkesi vardır.

1930’dan başlayarak her fırsatta tekrarladığı ve her ekonomik girişiminde hatırlattığı bu “ılımlı devletçilik” politikası devletin özel kesim işletmelerine denetleyici, yönlendirici ve teşvik edici öncülüğünü öngörmektedir.

Ekonomiye temel mal ve hizmetlerin sağlanması için yukarıda belirlenen stratejik önceliklere göre yapılacak alt yapı yatırımlarında devletin doğrudan işletme yönetmesi, olağan ve sürekli olabilir. Ancak ekonomide temel mal ve hizmetlerden başka tüketim mal ve hizmetlerine duyulan türlü nedenlerle geliştiremediği alanlardaki yatırımların doğrudan devletçe yapılması, ekonomik kalkınma amaçları için gerekli bulunacaktır. Bu tür hizmetleri üreten ve satan devlet işletmelerinin, piyasa ekonomisinin kurallarına göre kurulması, işletilmesi gereklidir.

Üstyapı alanında çalışan devlet işletmelerinin özel kesim işletmeleriyle kıyasıya bir rekabete girişmesi söz konusu olamaz. Bu alanlarda devletin görevi, öncülük yapmakla sınırlı olmalıdır ve hükümetlerin en önemli sorumluluğu, özel kesim işletmeleriyle devlet işletmeleri arasında gelişebilecek yıkıcı verimsiz bir rekabetin gelişmesini önlemek olmalıdır.

Atatürkçü ekonomik kalkınma modelinin bu özelliği, onu zamanının kalkınma modellerinden ayırmaktadır.

Bu noktada Atatürk’ün şu sözlerini tekrarlamakta yarar vardır:

“Memlekette her nevi istihsal ziyadeleşmesi için ferdî teşebbüsün devletçe elzem olduğunu ehemmiyetle kaydettikten sonra beyan etmeliyiz ki, devlet ve fert birbirine muarız (birbiriyle savaşan) değil birbirinin mütemmimidirler (tamamlayıcısıdırlar).

“Bizim takibini muvafık (uygun) gördüğümüz “mutedil devletçilik” prensibi, bütün istihsal (üretim) ve tevzi (dağıtım) vasıtalarını (araçlarını) fertlerden alarak milleti büsbütün başka esaslar dâhilinde tanzim etmek gayesini takip eden ve hususî ve ferdî iktisadî teşebbüs ve faaliyete meydan bırakmayan sosyalizm prensibine müstenit kollektivizm, komünizm benzeri bir sistem değildir”.

Bu amaca ulaşabilmek için devletin mal ve hizmetlerini üreten kuruluşlar gelişme kaydetmelidir. Devletin tüketim malını üreten işletmelerin çalıştığı alanlar geliştikçe bu alanlardaki halk sermayeleri biriktikçe bu işletmelerin hisseleri halka satılmalıdır.Bu hisse satışından sonra da işletmelerdeki devlet yönetimi bir süre daha sürdürülebilir ancak devlet bu işletmeleri tümüyle devretme fırsatını buldukça bu alanlardan çekilmeli ve bu hisse satışlarından elde edilecek fonlar, gelişmemiş öteki alanlarda ve bölgelerde yeni devlet yatırımlarının yapılması için kullanılmalıdır.

Atatürk döneminde yani Cumhuriyetin ilk yıllarında İstanbul, İzmir ve Adana’da birkaç dokuma fabrikası ile İstanbul’daki bir askerî fabrika, ülkenin sanayi gücünü oluşturuyordu. Kalkınmak için sanayileşmek bir zorunluluktu. Sanayi kuruluşlarını teşvik ve koruma amacıyla, 1927 yılında çıkarılan Teşvik-i Sanayi Kanunu, sanayinin tanımını yapmakta ve sınıflara ayırmaktaydı.

Bu dönemde Teşvik-i Sanayi Kanunu’ndan faydalanılarak memlekette bazı sanayi kuruluşları kurulmuştur. Ayrıca 1929 yılından itibaren yüksek gümrük tarifeleri uygulama imkânı, memleket sanayiini dışarının rekabetinden koruyarak geliştirilmiştir.

Devlet öncelikle üç beyaz ve üç siyah projesine öncelik vermiştir. Un, şeker, pamuklu üç beyazı; kömür, demir ve akaryakıt da üç siyahı temsil ediyordu. Bu temel malların yurt içinde üretilmesi ile hem döviz tasarrufu sağlanacak, hem de dışa karşı bu maddeler için bağımlılık kalmayacaktı.

Devlet ilk dönemlerde, doğrudan sanayi yatırımlarından ziyade, faaliyetini daha çok insan yetişmesine, eğitime ve altyapı yatırımlarına yöneltmiş, sanayinin özel teşebbüs tarafından yaratılabileceğini varsaymıştır.

Bunun için de özel sermaye yatırımlarını teşvik edici tedbirlere başvurmuştur. Bununla birlikte 1933 yılında, Devlet Sanayi Ofisi ile Türkiye Sanayi Kredi Bankası kaldırılarak bunların yerine Sümerbank kurulmuştur.

Sümerbank’ın faaliyetlerinin ana amacı: Özel sektör sanayiinin kredi ihtiyaçlarını karşılamak olmakla beraber, esas görevini sanayi planının uygulanması teşkil etmiştir. Sümerbank, ayrıca daha sonra kurulan öteki devlet kuruluşlarına da örnek olmuştur.

1935 yılında yeraltı kaynaklarının araştırılması için Maden Tetkik Arama Enstitüsü (MTA), elektrik enerji kaynaklarının değerlendirilmesi için Elektrik İşleri Etüd İdaresi (EİE), maden ve elektrik işletmelerini kurmak ve işletmek amacıyla Etibank kurulmuştur.

İlk kalkınma planı olan 1. Beş Yıllık Sanayi Planı’nda tekstil sanayii, demir-çelik sanayii, porselen-çini sanayii, klor, suni ipek, selüloz ve kâğıt tesisleri, şeker sanayii, süngercilik ve gül sanayileri yer almıştır. Planın uygulanmasına 1934 yılında başlanmış, planda öngörülen tesisler beş yıl içinde tamamlanarak işletmeye açılmıştır.

Yine bu devrede planda yer almayan askerî fabrikaların modernizasyon ve genişletilmesine de devam edilmiştir. 1933- 1938 yılları, Türk sanayiinin ilk ve planlı kuruluş safhasıdır. Planlı kalkınma, teknik alanda iş gücü yaratmış ve toplum yaşantısına büyük ölçüde etki yapmıştır.

Özellikle toprağın verimini artıracak olan tekniğin tarıma uygulanmasının, bütün bir endüstri hayatının gelişmesi ile mümkün olabileceğini de ortaya koymuştur.

Atatürk’ün Girişimcilik Üzerine Bazı Sözleri

● “Hiçbir şeye ihtiyacımız yok, yalnız bir şeye ihtiyacımız vardır; çalışkan olmak!”

● “Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.”

● “Türkiye Cumhuriyetinin, özellikle bugünkü gençliğine ve yetişmekte olan çocuklarına hitap ediyorum: Batı senden, Türk’ten çok geriydi. Manada, fikirde, tarihte bu böyleydi. Eğer bugün batı teknikte bir üstünlük gösteriyorsa, ey Türk Çocuğu, o kabahat da senin değil, senden öncekilerin affedilmez ihmalinin bir sonucudur. Şunu da söyleyeyim ki, çok zekisin! .. Bu belli. Fakat zekânı unut! .. Daima çalışkan ol…”

● “Gençler cesaretimizi takviye ve idame eden sizlersiniz. Siz, almakta olduğunuz terbiye ve irfan ile insanlık ve medeniyetin, vatan sevgisinin, fikir hürriyetinin en kıymetli timsali olacaksınız. Yükselen yeni nesil, istikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz.”

● “Okul, genç beyinlere insanlığa saygıyı, millet ve ülkeye sevgiyi, bağımsızlık onurunu öğretir.”

● “Bilelim ki, milli benliğini bilmeyen milletler, başka milletlere yem olurlar.”

● “Biz cahil dediğimiz zaman, mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettiğimiz ilim, hakikati bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de hakikati gören gerçek alimler çıkabilir.”

● “Çalışmak demek, boşuna yorulmak, terlemek değildir. Zamanın gereklerine göre bilim ve teknik ve her türlü uygar buluşlardan azami derecede istifade etmek zorunludur.”

● “Tüketici yaşamak iyi değildir. Üretici olalım.”

● “Dünyada herşey için, medeniyet için, hayat için, başarı için, en hakiki mürşit bilimdir, fendir.”

● “Gençliği yetiştiriniz. Onlara ilim ve irfanın müspet fikirlerini veriniz. Geleceğin aydınlığına onlarla kavuşacaksınız.”

● “Zafer, ‘Zafer benimdir’ diyebilenindir. Başarı ise, ‘Başaracağım’ diye başlayarak sonunda ‘Başardım’ diyebilenindir.”

● “Türk kuvvet ve zekasının yenmediği ve yenemeyeceği güçlük yoktur.”

“Girişimci olmak için ilhamı uzaklarda değil, bize ışık olan Atamızdan alalım ve daima çalışalım, çalışalım, çalışalım!”

Nasıl Hissediyorsun?

Heyecanlı
4
Mutlu
4
Aşık Oldum
4
Emin Değilim
0
Alperen Baydemir
"Potansiyeli olan gençlerin önünü açacak ve onları geliştirecek vizyoner bir iş adamı olmak" hayaliyle hayatını şekillendirmeye çalışan, tutkulu ve meraklı biri.

You may also like

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir