‘SCRUM’: Adil Bir Çalışma Sistemi Nasıl Olmalıdır?

Adaletsiz bir dağılım karşısında maymunlar bile tepkilerini gizleyemezken, adaletsiz çalışma ortamında insanların neler yapabileceğini düşünün. Aşağıdaki deneyde maymunlardan onlara verilen taşı geri verdiklerinde bir meyve ile ödüllendiriliyorlar. Fakat farklılık ise farklı meyveler ile ödüllendirilmeleri neticesinde birine kiraz verilirken diğeri salatalıkla yetinmek zorunda kalıyor. Bakalım neler oluyor ?

Bu deneyi yaparken baret takmak şart ! 😀

Selçuk R. ŞİRİN hocamın sözü ile devam edersek;

“Adil bir sistem insanları ateşliyor ve karşılığını alacağını düşünen insan daha çok çalışıyor.”

Bunun aksi sistemde olan çalışma ortamındaki insanlar ise kurumsal körlüğe uğruyorlar ve memur zihniyeti ortaya çıkıyor. İş yapmamanın adil bir karşılığı olmadığı için mümkün olduğunca işi savsaklama ve erteleme durumları ortaya çıkıyor. Bunun asıl sebebi ise sistemin onlara bir teşvik vermemesidir. Sistem 25 sene boyunca bir personelin o koltukta oturmasını ve aynı işi yapmasını eğer istiyor ise buradaki işgüzarlık, personelin değil onu teşvik etmeyen sistemin suçudur.

Kurumlar Nasıl Çalışıyor?

Öncelikle Türkiye’deki belli başlı kurumların işleyişine bakalım. İnceleme yapılırken kendimce en kötüden en iyiye doğru bir sıralama yapmaya çalıştım. En son bölümde de en ideal sistemin nasıl olması gerektiği hakkında bir görüş bildireceğim.

MEB: Son dönemde öğretmenlere 360 derece sicile benzeyen bir sistem getirilmeye çalışılıyor. Bu sistemde çalışma ortamında olan öğretmenin etrafındaki herkes okul müdüründen veli ve öğrenciye kadar öğretmene not verilmesi planlanıyor. Buradaki sıkıntı ise en basitinden daha çişini tutamayan çocuğun öğretmenine nasıl adil bir not vereceğidir yada öğrenciden kötü not alma kaygısı yaşayan öğretmen nasıl çocuklara yeri geldiğinde sert yapıp onlara nasıl ödevlerini yaptırabilecektir.

Asayiş: Kolluk kuvvetlerinde ise ( polis, jandarma vb.) tüm yetki amire bırakılmış durumdadır. Amir adalet ve eşitliği sağlamak zorunda olmasına karşılık sicil yetkisi elinde olan bu kişi görevini kötüye kullandığında astın yapabileceği çok şeyi yoktur. Bu da görevi kötüye kullanma ihtimalini artırmaktadır.

Sağlık sektörü: Doktorlar ise olayı biraz daha iyileştirmiş durumdalar. Yapılan her işin bir puanı var ve siz topladığınız puan ölçüsünde döner sermayeden maaşınızın yanı sıra pay alıyorsunuz. Önceleri “bana neden bu kadar çok hasta gönderiyorsun” diyen doktor kardeşlerimiz her nedense bu sistemden sonra “bana neden az hasta gönderiyorsun”demeye başladılar.

Sistemin sorunu:

Onlardaki sorun ise dahiliye doktoru 30 dk çıvarında uğraşıp 21 puan alırken, cildiye doktoru ise 2 dk bakıp “aaa efenim .ıçınızda sivilce çıkmış” dediği için o da 21 puan alıyor ve mesleğe yeni başlayacak matematiği kuvvetli doktorlarımız ise daha az paraya neden daha çok çalışayım deyip, bu sefer herkes hafif olan branşlara kaymaya başlamış yani bu sistem bu şekilde devam ederse eğer yakın zamanda zor bölümler için kalifiye doktor bulamayacağız. (burada kötü bir şekilde tasarlanmış yapının sisteme ne kadar zarar verdiğini görüyoruz.)

Üniversiteler: Akademisyen camiasında ise işler biraz daha iyi, makale yazım puanı 30 ve üzeri ise 300 tl, 40 ve üzeri ise 400 tl teşvik veriyor devlet. Makalelerin ne kadar özgün olduğunu göz önüne almazsak kısmen önceki sistemlere göre daha iyidir. Daha çok para almak isteyen kişi daha çok makale yazmak zorunda ve üretken olmak zorundadır.

Yazılım sektörü: Gerçekten kapitalist sistemin yaşandığı, damarlarımızda hissedercesine uygulandığı yegane ortamı bize sunuyor. Gene farklı işler var ve her işin bir puanı var. Yıl sonu 1300 puan ise söz gelimi gelecek yıla % 13 zam alıyorsunuz. 2000 puan toplayan ise %20 zammını alıyor gibi. Daha iyi bir zam için daha çok çalışmak zorundasınız. Önceki devlet kurumlarının aksine belirli bir puanı toplayamayan kişi performans düşüklüğünden dolayı işten bile çıkartılabiliyor.

Scrum‘ Nasıl Çalışır?

SCRUM’ın nasıl uygulanabileceğine bir bakalım. Öncelikli olarak yapılan bütün işler ortaya konur ve her işin zorluk derecesi eşit olmadığı için işlere gerek otorite, gerekse çalışanlar tarafından puan verme usulü ile bir ağırlık puanı ortaya çıkartılır.

Örneğin:

En basit iş : 1 puan,

Etkinlik yapmak: 3 puan

Proje yapmak : 10 puan

Yarışmalara katılmak: 25 puan

Gibi işin zorluk derecesi arttıkça puanı da artan, personeli her zaman aktif tutacak bir sistem kurulabilir. Sene sonunda kim ne yaptı ise, puanlar toplanır ve ortaya bir dönem sonu puanı çıkar. Buradaki amaç personeli birbirine düşürmek değil, öncelikli olarak çalışan ile çalışmayanı ayırt etmek ve çalışanın teşvik edilmesini sağlamaktır.

Burada önemli bir detayi atlamışım. Puanlama sisteminin çalışma modeli daha çok mekanik işler için daha fazla yarar sağlıyor. Ama iş mekaniklikten kurtuldukça teşvik verilmesi sakıncalı olabiliyor.

Şöyle açıklayalım. Sanayide çalışan bir işçiye günde nekadar fazla vida üretirsen o kadar fazla prim alırsın girişimi performansta etkili olur. Fakat ayni teşvik ne kadar çok ameliyat yaparsan o kadar çok para alırsın denildiğinde gereksiz ameliyatlar ortaya çıkabilir yada ne kadar çok derse girersen o kadar çok extra ödeme alırsın denildiğinde bir öğretmene bu derslerin içeriğini boşaltabilir. Onun için teşviki neye koyduğumuza dikkat etmek gerekir.

Daha iyi bir Türkiye için…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.