Risk Sever misiniz?

İlk deneyim, ilk risk ve ilk başarısızlık… Evet üniversite öğrencilerinin ilklerini yaşadığı final döneminden bahsediyorum. Tam bir karmaşaydı, ilk defa bu kadar çok şeyi aynı anda yapmam gerekiyordu, ama ilk girişimim de tam da bunların ortasında gelişti.


Aradığım Fırsat..


Her şey sosyal medyadan takip ettiğim başarılı genç girişimcilerden Ekim Nazım Kaya’nın paylaştığı bir post ile başladı. Şöyle yazıyordu: ”Lise ve üniversite gençliği için fırsat” devamında ise “ Geliri olmayan lise ve üniversite gençliği için shopify’da mağaza açmayı öğreteceğim ÜCRETSİZ”. İşte aradığım fırsat beni bulmuştu, üstelik maddi bir riskte yaratmıyordu.


Aksilikler..


Fakat hikaye buradan sonra mutlu sona ulaşmadı, verecekleri ücretsiz eğitime beş kişilik grup oluşturma zorunluluğu getirilmişti. İşin can alıcı noktası buydu çünkü final dönemindeydik beşi bırakın biri bulmak bile çok zordu. Nitekim çevremden olumsuz dönütler almaya başlamıştım.


Vazgeçmemek..


Umutsuzluk baş göstermeye başlamıştı ama bu eğitimi almayı o kadar çok istiyordum ki bir çözüm yolu bulmaya çalışıyordum. Trajikomik ama çaresizce malum postun altındaki diğer arkadaşlar gibi bende “ beni grubuna almak isteyen var mı?” diye yazmış ve bir hüsran daha yaşayıp sonuca ulaşamamıştım. Mutlaka bir yolu vardı ama ben onu henüz bulamamıştım, tam bir çıkmazda idim , en önemlisi de ‘vazgeçmek’ aklımın ucundan dahi geçmiyordu.


Mutluluk..


Bir yandan finallerin baskısı bir yandan adeta ‘imkansız bir aşk’ karmaşası içiminde kavrulurken, yine sosyal medya sayesinde cevaba da ulaştım. ViM yeni bir post atmıştı, bununla birlikte topluluk başkanı Alper ile iletişime geçtim. Sonunda ivme kazanmıştım, hazırdık eğitim için. Buradan öğrendiğim şey ise “Bir şeyi çok isteyip hedefe odaklanırsan, mutlaka başarıya ulaşırsın sonuç olumlu olsa da olumsuz olsa da.” Sonuç ne olacak olursa olsun çok mutluydum.


Sözde İkilemler..


Eğitimler her gün canlı yayında 10 gibi başlıyordu, eğitimime kadar finallere çalışıp saat gelince eğitime katılıyordum. Geceleri günlük görevleri tamamlıyor dahası oruç ve finaller olasına rağmen oldukça dinç başlıyordum güne, bu düzen bir hafta devam etti.


Bekleyiş…


Sonunda ilk mağazamı açmıştım, sıra satıştaydı. Heyecanla ilk satışımın gerçekleşmesini bekliyordum, sürekli e-postamı kontrol ediyor, gelmeyen mailleri gözlüyordum. Yaklaşık bir ay boyunca her saat başı e-postamı güncelliyordum ama hala beklediğim mail gelmemişti. Buraya kadar diye düşünmüştüm, başarısız olmuştum, beğenilmemişti mağazam. Artık heyecanla e-posta kontrollerini bıraktığım anda ‘Kirk dawis’ ismi dikkatimi çekti, evet evet bu o andı, mağazamı beğenildiğini onaylayan bi mail almıştım. Bunca çıkmazdan sonra nasıl heyecanladığımı tahmin edemezsiniz.


Hüsran?


Hemen iletişime geçip mail attım, maalesef gerisi gelmedi. Hikayenin sonunda maalesef zengin olmuyorum. Ama finallere denk gelmesine rağmen onur listesine girebildim ve bunu yaparken gerçekten çok istediğim bir şey için çabalamak ise beni yenileri için motive etti. Sadece derslerime odaklanıp bu seneyi bu deneyimden mahrum bırakmadığım için mutluyum, başarısız olsam dahi.


Farkındalık..


Aslında bu sözde başarısızlık benim için çok anlamlı, ilk defa bir şeyler başarabileceğime inandım ve ilk defa birçok zorlukla aynı anda mücadele edebilecek güçte olduğumu gördüm. Girişimciliğin ilk adımı başaramamak; başarısızlıklar bizi yıldırmasın ve hedefimize var gücümüzle odaklanalım.


“!! Fırsatlar esen bi rüzgar gibidir eserken yakalamalı!!”

Buna benzer yazılara buradan ulaşabilirsiniz!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.