İran Günlükleri: Bölüm Bir

Doğu coğrafyalarının otantik havasına karşı bir tutkum olmuştur her zaman. Sanki ‘binbir gece’ masallarının, kubbelerin, şairlerin, salkım salkım üzümlerin ve akan suların hep insanı saran bir büyüsü vardır. Yeniye doğru son sürat ilerleyen insanlığa karşı, zamanda yolculuk vardır diyor ve artırıyorum, kültür bizi a noktasından cennete taşıyabilir. Ve binbir gece masallarının o büyülü ilk kısmından bir alıntıyla yolculuğumuz başlıyor:

image
Binbir Gece Masalları

İranlılar kendilerini Araplarla birlikte anmamdan hoşnut olmazlardı aslında. Neyse ki bu yazı İranlılar için yazdığım bir yazı değil, ben de insanların ırklarını duvar olarak gören biri değilim.

“Cihânın Yarısı”

İran’da bir hafta geçirdim. Yüzölçüm bakımından bu kadar büyük, kültür bakımından bu kadar derin, eser bakımından bu kadar zengin bir ülkeyi bir haftada gezip görmem ve öğrenmem olası değil elbette. Benimki yalnızca Sultanahmet’i gezen turist sarhoşluğu. Yine de, “cihânın yarısı” denilen bir şehri de gezmiş bulunuyorum, öteki yarısını bilmem ama gördüğüm yarısı muazzamdı.

IRAN

İran bizler için vizesiz gidilebilen bir ülke. Komşumuz olması hasebiyle olanaklar da çok geniş. Konforuna düşkün olanlar uçakla, nostaljik takılmak isteyenler trenle, maceraya atılmak isteyenler de otobüsle ulaşabilirler. Hikâyedeki maceracı kategoride babam ve ben yer alıyoruz. Otuz saatten fazla süreyi tek bir otobüste geçirerek kendi rekorumuzu kırdık.

Bir haftayı öyle dolu geçirdim ki, bunu tek bir yazıyla tüketip bitirmek gibi bir yanlışa düşmeyeceğim. Gezdiğim şehirler, Tahran, İsfahan, Şiraz, Yezd, Tebriz, hepsi birer yazıyı hakeder nitelikte. Bu yüzden tadını çıkara çıkara, yavaş yavaş başlayacağım.

Şunu da belirtmek isterim ki, dünya harikası ülkemizin doğusunu öyle boşlamışız ki, burası vatan toprağı değil mi kuzum diye düşünmeden edemedim. Ağrı’da mola için durduğumuz yer tam olarak neresiydi bilmiyorum, sadece insana yakışır bir yer değildi diyebilirim.

IRAN

Yolculuk..

Aşti’den otobüse bindiğimizdeki yolcularla, sınıra gelince biçim değiştiren yolcuları görmeliydiniz. Burası acıklı bir hikâye, çünkü İran hükümeti, kadınlara örtünmeyi zorunlu tuttuğu için, kendi ülkesinde olmadığı biri gibi davranmaya mecbur bırakılan kadınlar, özgür hissettikleri ülkemizde kendileri gibi olma şansını elde edebiliyorlar. Sınıra gelindiğinde ise, kadınlar başlarına birer şal atıveriyorlar, üzerlerine de tunikvari bir şey geçirip devletin huzuruna çıkıyorlar. Bu konuya daha detaylı bir şekilde değineceğim bir yer gelecek. Şimdilik derin bir ah’la kesiyoruz burada.

Sınırda, malesef ki Türk tarafında, düzensizlik had safhada. Doğru düzgün sıraya geçmeyi bilmeyen insanlar bir yana, bu insanları sıraya sokmaktan aciz görevliler bekliyor. Kavgalar tartışmalar hır gür, aman efendim ben minyon da bir şeyim, ezildim yav ezildim. Polisi arıyorsun jandarmaya, jandarmayı arıyorsun polise yönlendiriyor, müşteri hizmetleri bile böyle bir paradoksa sokmamıştır. Pasaport işlemleri, x ray cihazı, üst araması ve iki saatlik sabır seansının ardından sınırın İran kısmına geçiyorsun, bakıyorsun ki o tarafta muntazam bir sıra, huzurlu bir düzen, insan üzülmüyor değil arkadaşlar.

IRAN

İran kısmına geçince iş bitmiyor. Ülke o kadar büyük ki, daha saatlerce sürecek bir yolculuğumuz var Tahran’a değin. Bir yandan yol boyu çalan şarkılardan da bahsetmek isterim. Farsça şarkıları anladık ama, Türkçe çalan tek şey İbrahim Tatlıses mi olmalıydı, meğer İranlılar bayılıyormuş İbrahim Tatlıses’e. Aç bayrakları aç. Maku kentinde otobüs mola veriyor ve İran’da olduğumuzu ilk kez hissetmeye başlıyoruz. Tabii buralar Türkiye’ye yakın olduğundan Türk lokantaları sayıca çok, Türkçe konuşan insana da rahatça rastlanıyor. İlk işimiz para bozdurmak oluyor. Elli türk lirasına karşılık elimize bir tomar para veriyorlar, nasıl yani ya diye dumur oluyoruz önce. Türk parasıyla yaklaşık on beş liraya kebap yiyince dumur olma durumu ikiye katlanıyor. Porsiyonlar da aman Allah’ım bu nasıl bitecek şeklinde dolu dolu. Maku kentinden ayrılıp yolculuğa devam ediyoruz. Rotamız, Tahran.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.