HAYATIN İÇERİSİNDEKİ ANLAM

Hayat nedir, hiç düşündünüz mü? Daha doğrusu hayatı anlamaya, sorgulamaya zamanınız oldu mu? Çoğumuzun bu soruya vereceği cevap aynıdır. Günlük hayatta o kadar çok şeyle karşı karşıya geliyoruz ki bazen kim olduğumuzu bile unutabiliyoruz. Yaşamı daha değerli, daha yaşanabilir kılmaya çalışırken bir bakmışız ki yaşamın olağan akışında kaybolmuşuz.  İnsan kaybolduğunun da farkına varmaz, dirim insanı arkasından öyle bir sürükler ki çıkmaza girdiği an kim olduğunu daha iyi anlamaya, daha iyi sorgulamaya başlar.

Jackson Pollock

Bizi bu hayata bağlayan şey nedir?

Hayallerimiz, umutlarımız…Ama en çok da sevdiklerimizdir bence. Bir yakınımızı kaybettiğimiz an, hayatla tüm bağlarımız kopar. Eski benliğimize kavuşmamız zaman alır. Aradan belirli bir süre geçtikten sonra eski benliğimize tam olarak kavuştuk diyemeyiz ama dirimle yeniden bir bağ kurarız daha doğrusu o bağı kurmak zorunda kalırız. Çünkü yaşam dediğimiz şey, arkamızda bıraktıklarımızı ufak bir tebessümle hatırlamamıza yarar. Bazen de saatlerce bir fotoğraf karesine tutulu kalmamıza neden olur. O bir saat içerisinde geçmişimizin gözümüzün önüne gelmesi kaybettiklerimizin acısını tazelerken bir yandan da onların hâlâ hayatımızın içerisinde olduğunu hatırlatır bizlere.

Hayat neye benzer?

Hayat, kana kana içilen suyun tatsızlığını yani aslında suyun tadının var olmadığını anlamak gibidir. Suyun tadının olmadığını anlarsın ama içmekten de vazgeçemezsin. Yaşam dediğimiz şey de böyledir. Dirimin yaşanılmaz olduğunu anlarsın ama yaşamaya devam edersin.

Hayat, düğmeleri yanlış iliklenmiş bir gömleğe benzer. En başından beri yanlış iliklediğini, sonuna gelmeden anlayamazsın. Dirim de aynı böyledir, dirimindeki her şeyin normal gittiğini düşünürsün ama sonuna gelmeden anlayamazsın.

İnsanın kaç hayatı vardır?

İnsanın iki hayatı vardır: İlki yaşadığı hayat, ikincisi hayal ettiği hayattır. Yaşadığımız dirim, bazen hayal kırıklığına uğratır bazen de yüzümüzde en ufak bir tebessüm oluşturur. Yeri gelir hayata küstürür, yeri gelir hayata daha sıkı sarılmamızı sağlar. Hepimizin ihtiyacı olan bir miktar huzur ise hayallerimizin merkezinde yer alır.

Peki huzur nedir?

Huzur, bir fincan çayı yudumlarken kitap okumak değil midir? Huzur, zorlu sürecin sonunda rahata ermek değil midir? Huzur, küçük bir çocuğun uyumasını izlemek değil midir? Hepsi huzur olarak sayılabilir ama yaşadığımız hayat, bu kadar basit şeyleri bile imkânsız kılabiliyor. O yüzden hayallerimizin merkezinde huzur yer alır.

Hayatta bir hedefimiz olsun!  Hayat, hedeflerimiz sayesinde yol alır. Belirli bir amacımız yoksa kafesteki kuştan bir farkımız kalmaz. Hedeflerimiz bizi şekillendirir, kim olduğumuzu belirgin hâle getirir. İdeallerimiz olduğu sürece hırs yaparız, ideallerimiz olduğu sürece dirime daha sıkı bağlanırız. Hedefimiz yoksa dediğim gibi, kafesteki kuştan bir farkımız kalmaz.

Hayatı, hayatla birlikte anlama çabasında olanlara…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.