HAYAT BİR SAHNE

Her birimizin günlük hayatta kullandığımız birtakım kimlikleri var, tiyatro sahnesindeki gibi, kendimden örnek vermek gerekirse evde oğul ve kardeş, sokakta arkadaş ve dost, okulda öğrenci, aile yemeğinde kuzen, yeğen, torun vs. derken liste uzayıp gidiyor…

Bizler bu çeşitlilik içinde sırası geldikçe farklı kimliklerimize bürünüp günlük yaşamın içindeki yerimizi alıyoruz. Galiba burada anahtar kelime sırası geldikçe, çünkü o sıra gelmeden ortamın gerektirdiği kimlik yerine başka birini seçerseniz kaos yaşanıyor. Öğrenci ders esnasında öğrenmeyi bırakıp öğretmenine öğretmeye kalkarsa, baba çocuğuna sofrada tuzu uzatır mısın dediğinde çocuk ebeveynine değil de sevgilisine uzatır gibi uzatırsa kişinin davranışları sorgulanır. İşte tiyatro tam da bu kimlikleri, kalıpları toplum baskısını el alem ne der düşüncesini ortadan kaldıran mükemmel bir sanat dalı. Sahnedeyken bir doğaçlama esnasında sizde var olan ya da olmayan bütün kimlikleri gönlünüzce çıkarıp kullanabilirsiniz.

Tasarlanmış Kimlikler

   Sizin de rutin yaşantıdaki kendinizden sıkıldığınız anlar oluyordur. Fakat şöyle bir düşününce çevremizde bilerek veya bilmeden yaptığımız gözlemler bizlere farklı kimlikler hakkında inanılmaz güzel doneler kazandırır. Bir gün sahneye çıktığınızda okul müdürü rolünü klişe olmuş akla o ilk gelen şekilde değil de kafanızın içinde oluşturduğunuz farklı tavır ve davranışlarla belki bir tik belki spesifik bir karakter özelliğiyle birleştirip canlandırdığınızda en önemlisi özgün bir iş yaptığınızda kendinizi gerçekten çok iyi hissediyor ve karşılığını alkışla alıyorsunuz.

Ya da bir mafyanın adamını ele alalım , gözünüzde canlandı değil mi ? Emret abi buyur usta diyen bir adam, hayır kardeşim ben bunu böyle oynamak istemiyorum bu adam neden sorgulamadan bir şeyleri yerine getiriyor derdi ne aklından neler geçiyor ben buna şöyle bir yorum getireceğim ve bu adam yavru kedi seven bir tip olacak dediniz diyelim. İyi ki de dediniz, şimdiden akıllarda yer edecek size özgü bir karakter yaratma yolunda ilk adımı attınız. Zaten bir sanatçı için en değerlisi de budur, özgün bir iş yapmak ve karşılığını sonu gelmeyecekmiş gibi hissettiren uzun alkışlar ile almak.

Histe Oyunculuk

 Ben tiyatronun yanı sıra kamera önü oyunculuğu da yapan biriyim, oyunculuk oyunculuktur elbette ama ikisi arasında birtakım farklar olduğu görüşündeyim. Uzun uzadıya bu detay ve terimlere takılmadan bende en çok etki yaratan farktan kısaca bahsetmek istiyorum. Mezuniyet töreniniz olduğunda sizi o günden üç hafta sonra tebrik etseler nasıl hissedersiniz? Anlamsız gelirdi değil mi çünkü siz o heyecanı o mutluluğu yaşayalı üç koca hafta geçmiştir ve heyecanınızın o günkü gibi taze kalmasına imkân yoktur.

Kendi açımdan da tiyatro ve kamera önü oyunculuk arasında böyle bir fark keşfettim. Daha önce bir içecek firmasının reklamında ana kast olarak yer almıştım. Çok keyifli ve heyecanlı geçen çekim serüveninin ardından reklam televizyonlarda çekimden üç hafta sonra yayınlanmaya başladı. Ben neredeyse yaptığım işi o anda ki ruh halimi heyecanımı unutmaya başlayacaktım ki aile ve arkadaş çevresinden telefonlar gelmeye başladı; “Az önce seni gördük harikaydın!” Her birine çok teşekkür edip telefonu kapattığım anlarda hissediyordum ki ben onlar kadar heyecanlı değildim çünkü hayat anı yaşarken her zaman daha keyif vericiydi. Dolayısıyla benim o iş ile ilgili heyecanım da çekim gününde ışıklar kurulurken makyajım yapılırken ki o noktada kalmıştı.

Tiyatroda ise iki saatlik bir performansın ardından seni izleyen üç yüz kişi ve altı yüz göz ile oyun sonu çıkışta fuayede daha terin kurumadan karşılaşıp heyecanına ortak oldukları o anın tadını çıkartabiliyorsun. Hiç tanımadığın kişilerin hatta belki pek sevmediğin bir arkadaşının ailesi bile gelip ”biz en çok seni beğendik evladım elinize sağlık” demeleri o arkadaşınla göz göze geldiğin an birbirinizi tebrik etmeniz bunlar gerçekten tarifsiz duygular.

Emeğin Hakkını Vermek

Bence bir insan mesleğini icra ederken diğer insanlar onu görmeli, çünkü biz yaptığımız işin hakkını verdiğimize inanıyorsak ve güzel bir iş ortaya koyduğumuzu düşünüyorsak bu herkese örnek olmalı. Tertemiz bir sokaktan geçerken sokağın sonunda ki çöpçü amcayı görüp kolay gelsin diyebilmeliyiz o sokak onun sayesinde tertemiz ve o orada görebiliyoruz, bir şirketin ayna gibi parlayan camlarında kendimize bakarken hemen yanda duran camları silen teyze sayesinde olduğunu bilmek onu taktir etmek her zaman güzel hissettirir.

Hangi işi yaparsak yapalım bize ertesi sabah iş olduğu hatırlatıldığında yüzümüzün düşmeyeceği bir işte çalışıyor olmamız çok önemli. Yaşam, çalışma, üretme ve geliştirme motivasyonumuzu asla kaybetmeden anın tadını çıkararak yolumuza devam ediyoruz. Bu yolda benim motivasyonum daha fazla kişiye ulaşmak ve daha çok alkış duymak çünkü bir sözüm var ”Alkış onu duyan herkese iyi hissettirir, fakat sizin için tutulan bir alkışı herkesten başka duyarsınız”

 Sahi senin motivasyonun nedir?

Motivasyon bir hareket noktasıdır, durma harekete geç!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.