EYLÜL TAM DA BUNUN VAKTİDİR!

"Cevherim var fakat onu korkudan 
Gönlümün bataklıklarında saklamaktayım."

Hayatımızda her zaman yeni başlangıçlara ihtiyaç duyarız. Zaman içinde dile getirilmekten bayağı hale düşmüş, umutsuz bir gülüşle karşılanan ancak esas öneminden hiçbir şey kaybetmemiş kelimeler uğruna, yeni bir yola çıkma isteği içimize sığmaz. Fakat bu istek çoğu zaman dışarıda çıkamaz. Kişisellikten bahsediyorum, gelişimden, kendini gerçekleştirmekten, öncesinde inşa etmekten belki de, yıllardır gerçekleşmesini beklediğimiz herhangi bir şeyden! Bu noktada net bir tanım yapmayı uygun görmüyorum çünkü bildiğim bir şey var. Hepimizin içinde farklı bir cevher var, içten içe parıldayan, kendisini göstermek için can atan fakat sık sık engellere takılan, artık bıkmış, çabalamaktan yorulmuş ancak umudun dumanını tütmekten alıkoyamayan.

Kişisel gelişim rehberi sunmuyorum. Eğer söylemenin havalı hissettirdiğini düşünerek tüm kişisel gelişim fikir ve kitaplarının saçmalıktan ibaret olduğunu söylemek için hazırlanıyorsanız, size elbette saygı duyarım ancak görüşünüzü paylaşamam. Bugüne kadar faydasını gördüğüm çok fazla kitap, bakış açısı, yöntem oldu. Dile getirmek istediğimse bugün bunlar değil, hepimizin zaman zaman duymaya ihtiyacı olan konulara değinmek istiyorum.

Çünkü, hayatımızda her zaman yeni başlangıçlara -heyecanlara, yeniliğe, aşka, cesarete- ihtiyaç duyarız. İşte Eylül tam da bunun vaktidir! İhtiyaçlarımızı karşılamanın ya da daha öncesinde bir ihtiyacı fark etmenin vaktidir. Bir şeylere ihtiyaç duyduğumuzu ve yardıma ihtiyacımız olduğunu kabul etmek kimi zaman zorlayıcı olabilir. Eğer zihninizi meşgul etmeye başlayan unsur bu kısım oluyorsa sakin kalabilirsiniz. Herkesten önce kendi yardımınıza ihtiyacınız olacak, bu sizi endişelendirmiyorsa ne mutlu!Güzel bir başlangıcı çoktan yapmışsınız.

Korkma!

Hazır bir hayatın içinde dünyaya geliyoruz. Kendimizi ihtiyaçlarımızın düşünüldüğü, bir yaşam yolunun çizildiği, güvenli bölgeler içinde dizayn edilmiş, içinde hayatta kalması kolay bir dünyada buluyoruz. Zaman içindeyse artık hayatta kalmak yetmiyor, güvenli bölgeler bizi bunaltmaya başlıyor. Önce hissediyoruz hayat bu değil. Keşfediyoruz ki bundan ibaret olamaz. İnsan bir şey uğruna yorulmadan ona ait olamaz. İşte burada ama nasıl, soruları doluşmaya başladığında söylenecek tek şeydir,korkma.

Sakın Durma!

İnsanlık tarihinin bu yıllarında düşünmek çok kolay, dünya ise yanıltıcı.Bir bakıyorsunuz her şey mümkün, çağ buna elveriyor. Diğer tarafta ise her şey yapılmış, sanki bütün mümkünler zorlanmış. Daha ne yapabileceğimizden emin olamamışken ortaya koyduklarımızın karşılığını bulamayacağı kaygısına düştüğümüz zaman, anlamsızlık çökerken ihtiyacın olursa, sakın durma.

Gerçekten İçine Dön!

Çabalamaya devam ederken, sürekliliğimizi engelleyen unsur susturamadığımız iç sesimizdir. Mutluluğu, heyecanı törpüleyen ısrarla bıkkınlık, boşunalık hissettiren bu sesi kontrol altına almak zorluk sınırlarında gayet mümkün. Bu sesle dışa vuran kendi içsel kaygılarımız değil, toplumsal yaşamın bir getirisi, ötekidir.Durmadan sendelediğin, düzgün bir duruşu ve var oluşu engelleyen ötekilerle baş edemediğini düşündüğünde bu sesi duy, gerçekteniçine dön.

Başlangıcı Kabullen!

Birçok şeye geç kaldığımızı hissederken, yeni bir şeye başlamak için gereken vakti bir türlü bulamayız. Erteleme ve pişman olma döngüsünden kurtulmak bize öyle zor gelir ki sadece istemekle yetinmeye devam eder, bu isteğin bizi içten içe bitirmesine izin veririz. Kendini yeterli görmediğin, başlamaya hazır olmadığını düşündüğün, sonra vaktin olacağını umduğun her an, başlangıcı kabullen.

Acele Etme!

Olası rakiplerimizle rekabete giriştiğimiz anlarda kendi işlerimizde verimliliğimizi korumamız zorlaşır. Birçok alanda daha fazlası için uğraşırken kendi fikirlerimizin üstünde yükselebilmek, kendimize odaklanmayı başarabilmemizle mümkün olur. Kendi yolumuzda tek başımızayız, diğerlerinin varlığı sabit kalırken üretmeye devam edebilmek ancak kendi benliğimizle yolunu bulur. Bıkmadan, usanmadanen iyi halin için uğraşmayı sürdürürken lütfen, acele etme.

Hayatı anlamlı kılmak üzerine düşünürken, bir yardımcı hayal ederiz. Birinin bizim için gerekeni düşüneceğini ve önümüze getireceğini, doğruyu yanlışı göstereceğini düşünür, hayatı kolaylaştırmasını beklemeye devam ederiz. Bu kendimize yazık ettiğimizin işaretidir. Hayatımız için doğrusunu ancak biz bulabilir, doğrular üzerine karar verebilir, hayatı yaşanır kılabiliriz. Sadece kendimiz. En doğru zamanda, şu anda. Cesaretle, benliğimizle, iç sesimizle. İnancımız dahilinde sükunetle.

İşte, Eylül tam da bunun vaktidir. Bir olurunu bulmanın.

Gidiyorum, ama sormuyorum kendime

Yol nerede? Menzil neresi? Amaç nedir?

FuruğFerruhzad

Buna benzer yazılarımıza buradan ulaşabilirsiniz!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.